Menu:

Kategoriler

Genel [103]

Linkler

Genel

Syndicate

RSS 0.90
RSS 1.0
RSS 2.0
Atom 0.3

Uludağ sözlük'e açık Mektup ...

sokaklarda | 05 Temmuz, 2008 15:57  

--ben “Deli yazar Özkan” sabah bir baktım “merhaba deliyazar,

04.07.2008 21:05 itibari ile sozluk kurallari geregi uyeliginiz silinmistir.”

http://www.uludagsozluk.com”
” şeklinde bir yazı gördüm ve hemen sözlüğe tazıp bana bunu açıklayın ,yoksa aklıma geldikçe kulaklarınız çınlatırım tartzında bir yazı yazdım ,bu saate kadar yanıt almadım ,aynen ben “Deli yazrarım” yani kafama estikçe akıllı deli yazarım ,yanlış anlamayın “yazar” falan değilim eylem olarak yazarım,iş olsun diye yazarım,çoğunlukla saçmagibi algılanıe ama ben yazarım ,sen uludağ deil de ağrı dağı olsan iplemem yazarım, aklıma geldikçe benim kayıdımı bana açıklama gereği bile hissetmeyen arkadaşın kulağını çınlatırım ve bu kulak genelde sol kulak olur , yani hayırlı bir çınlama olmaz bu , şimdilik fazla uzatıpda ağlar hallere girmeyim ama “Uludağ sözlük” sen “uludağ sözlüksen ben de “sokaklarda “adı altında yazı yazan” deli yazar”ım bana açıklama yapacaksın..” bunun başka yolu yok .

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

“ben onu Metris'te tanımıştım”

sokaklarda | 04 Temmuz, 2008 19:41

ben onu Metris'te tanımıştım”

---- Ben onu metris'te tanımıştım ; o zamanlar acayip sessiz ve hareketsizdi , o zamanlar sık sık koğuş operasyonları olur ve her koğuş başka koğuşlara dağıtılırdı , hani , o koğuşta kalıp da iyice oranın alt yapısını oluşturmasınlar hesabı , neyse , bir gün mahkemeden dönmüşüz koğuşta iki yeni vatandaş var , selam arkadaşlar falan faslı , nereden , hangi davadan falan muhabbeti ,derken dikkatimi çeken sürekli genç olan konuşuyor , daha yaşlı olan ,adının yani Haydar olduğunu söyledi , sürekli Cezmi denilen genç konuşuyor şöyle oldu böyle oldu falan , Cezmi zayıf ama acayip çene , tamam ben kenefe gidiyorum dedim ayrıldım ,sonra Haydar ve Cezmi'nin kardeş olduğunu öğrendim , Haydar'a yavaş yavaş Haydar abi ve sonra Baba haydar demeye başladık , Baba Haydar'ın politika,ideoloji falandan hiç haberi yoktu Ya da konuşmuyordu ama lumpen de diyemiyorduk ki apolitik olanlar kafadan lumpen  damgasını yerdi , O öyle oturaklı ve sağlamdı ki ve o kadar sağlam konuşuyordu ki” kafa”lar bile ona saygılı davranıyordu , doğal bir delikanlılık aura oluşmuştu , neyse uzatmayalım , haberler içeriye anında gelir, onların da haberi gelmişti , Haydar sırf babasının emaneti diye kardeşini mapuslarda korumasız bırakmamak için bazı olayları üstlenmiş kardeşinin yanına gelmişti ve bunu polisler de ,savcı da, ceza evi Müdürü de bilip bilmezden geliyorlardı , ne operasyon olursa olsun,sevklerde falan kardeşinden ayırmıyorlardı , bu durum Cezmi'nin hoşuna hiç gitmiyordu ama ağabeyine de bir şey diyemiyordu , bunlar yanlış hatırlamıyorsam 3.5 sene yattılar ve arka arkaya tahliye oldular , gerçi bu durumun daha ayrıntılı hikayesi de vardır ama bundan bile Baba Haydar hiç bahsetmez hele Cezmi den asla söz bile açmaz ...

--- Ben de bir ara kafamız iyi iken nerede senin eski solcu kardeşim dedim ,Baba iki hafta muhite gelmedi ..

---- sevmez ,solcun eskisini ,sağcının yenisini kapına koymayacaksın der...

----belki de doğrudur ,

----doğrudur ,doğru ,solcu hep yeni,sağcı eskilerde kalmalı ...

----hadi ben kenefe gidiyorum ,sen de kapa ocağı , inelim sahile ...


Deli yazar Özkan ve Kıl Yaşar

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

iki afiş ,iki dünya...

sokaklarda | 04 Temmuz, 2008 11:16

--- iki afiş ,iki dünya...


Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Baba Haydar'dan mektup var ...

sokaklarda | 03 Temmuz, 2008 16:13

Baba Haydar'dan mektup var ...

 

şimdi sana yazdığım bu mektup seni belki de şaşırtmıştır ,bu adam kayıptı nereden çıktı şimdi bu mektup ?, üstelik daha önce ondan hiç de mektup gelmemişti , mektup denilen şeyi bile unutmuştu,

Neyse bu mektubu okumadan sakın zarftan çıkan resimlere bakma , baktıysan zaten bir anlam da vermemişsindir , biliyorsun geçen kıştan beri araziyim , bir ara yazdığın gibi aşağılara indim , tahminin iyi , beraber indiğim hatunu da aynen sepetledim ya da o beni sepetledi ve ben sap gibi Bodrum merkezine düştüm , o sıralar yine biraz ortalama görüntüm vardı ama sokaklar bu görüntüyü hemen dibe çekmeye başladı, meyhaneler beni çabuk bağrına bastı ama bela halleri sürekli yanımızda olduğundan tek tek merkezden kenarlara doğru bir rota ile yer adı vermenin fazla da önemli olmadığı bir hikayeye doğru gittik , hani esas yoldan ayrılır da kaybolduğunu zanneder ve birden bir koy da bulursun ya kendini , işte bende öyle bir koy da ve Güneş pansiyonda buldum kendimi , bir baktım bahçedeyim ama nerenin bahçesi bilmem durumlarındayım , tepemde kara ama zenci olmayan ayı gibi biri ,kalk Hemşerim sende nereden çıktın ,muhabbeti , fazla konuşmadım o anladı , otur şuraya da gömül şunlara dedi ben gömüldüm , çok sıcak ve pansiyon adı gibi güneş , güneş gibi pansiyon on beş yirmi yataklı bir yer , ayının adı Kasım , yanında durmayan kadının adı Nisan imiş , o gün Nisan hanım tarafından uzun gözlem altında geçti , hiç konuşmadı ama kovmadı da , zaten ben de sıcağı sevmediğim den ağaç altları keşiflerine çıkıyordum , çevrede birkaç ,bar, cafe, falan da var ama ben burasının kedisi olurum dedim , pansiyonun bahçesi ve küçük bar gibi yeri , mutfağı falan da var , akşam ,kalanlar doğaçlama alemlere başlıyor, Almanlar,İngilizler eksik olmuyor , neren bulurlar bu üç evlik yerleri bilmem, ama ben iyi buldum onu bilirim, hem ye ,hem iç , hem yat iyi yer , gerçi genelde kumsal da sabahlıyorum , ya da orada uyanıyorum , işte o uyanmalardan birinde ki o uyanmalar artık öğlen güneşine yakın oluyor ,olamazsa zaten beyin kanaması kapıda , uyandım ama bu uyanma ayağa kalkıp gölge bulma ve uyumaya devam etme uyanması , yani hayal gibiyim , sallanarak yürüyorum , ileri doğru bakmaya çalışıyorum , ayağımın dibinden bir ses, herhalde kadın sesi ; hep öyle kal hiç kıpırdama ,diyor ulan bu da nesi diye aşağı doğru baktım , kayanın yanında , kayanın gölgesi gibi ama ses çıkan bir gölge , sese baktım saçları kara, giysisi koyu kara, eller dal gibi, bacaklar mı henüz daha görmedim , ama şimdi biliyorum, deli bir olay , sen şimdi yavaş yavaş durumu anlamaya başlamışsındır, bu yine bir örümcek olayına girdi diye , doğrudur girdim ama bu örümcek acayip bir şey be Özkan, , neyse kalk dedim kalktı leş gibisin ulan dedim , sustu, hadi gel benim mide isyanda dedim , benim ki de dedi, sanki yıllar sonra tanıdık birine rastlarsın da aynen kaldığı yerden olay devam eder misali , bir yandan da birbirimizi kesiyoruz , arkaya baktım geliyor ,durdu nereye dedi Güneşe dedim , Nisan'a mı dedi , evet dedim , sen biliyorsun dedim , ben gelmem dedi , neden dedim sen bana yeteri kadar bakmadın herhalde dedi , ve o an tekrar baktım , baktım doğru dedim Nisan seni almaz , ayı Kasım yer seni , beni kimse yiyemez ulan dedi ,sanki Topağacı Sosyetesindenmiş de bu adaya düşmüş havası vardı , ama hiç de acınacak gibi de değildi , genel de yere bakarak konuşuyordu ya da genelde başı eğikti, kaldır sana başını dedim işte an ;o andı , böylesi neydi, o gözlere sürekli bakılamazdı , şimdi anladım dedim Nisan seni gerçekten almaz ,sonra anlatırım Nisan olayını dedi ,daha da anlatmadı , ama o leş gibi kadın manyak bir şeydi , ,hadi gidelim o zaman bir yer buluruz dedim dağlara ,köylere doğru yürümeye başladık , konuşmuyor ,sürekli yürüyorduk, ayılmış ,midemiz de susmuştu, ama ben acayip susamıştım , ilerde çeşme var dedi , sanki çok yakındaymış gibi koşmaya başladık , kan ter içinde kalmıştık ben tam leş olmuştum , çeşme oradaydı gözümde sadece çeşme görünüyordu hızla daldım , hızla dalmış başım tam koltuk altına gelmişti ,ulan dedim burnuma acıyorum ,, ve o boğulurcasına içmeye başladı , ne o ? hiç de leş ter kokusu yok, bir insan o kadar terler ve bu kadar mis mi kokar , şaşırmış öyle kalmıştım , susuzluğum da fazla dert değildi ama kana kana içtim kaşım yukarda düşünüyordum bu kadın nasıl bir şeydi?

Baksan dedi senin adın ne ,Yaprak dedi , ve şimdi resimlere bakmadıysan bak , o Yaprak ve ben , ama bu ne kadar sürer bilemem, O “peygamber böceği” O örümcek , nasıl oldu da oldu yazacağım , kafam yerine ,iken yazacağım ama beni kasma ...”

herkese selamlar

                      Haydar   "

              Blogcu  Özkan      

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Anma-Haber"Madımak olaylarının 15'nci yıldönümü"

sokaklarda | 02 Temmuz, 2008 15:58

 

Madımak olaylarının 15'nci yıldönünümü

2 Temmuz 1993’te meydana gelen katliamın 15’inci yıldönümü nedeniyle Sivas’ta yoğun güvenlik önlemleri alınmasına rağmen törene katılan bir grup otelin altındaki kebapçıya tepki gösterip camlarını kırdı. Göstericiler olay yerindeki vatandaşlar tarafından uzaklaştırıldı.

Sivas'ta, 2 Temmuz 1993 yılında Madımak Oteli'nin ateşe verilmesiyle başlayan ve 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayların 15'inci yıldönümü için anma programı düzenlendi. 2 ayrı anmadan CHP'nin otel önünde düzenlediği programda konuşan Grup Başkan Vekili ve Ankara Milletvekili Hakkı Süha Okay, “Madımak mutlaka hoşgörü ve aydınlanma müzesi olmalıdır” dedi.

Sivas olaylarının 15'inci yıldönümü nedeniyle sabah saatlerinden itibaren şehir merkezinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Otelin bulunduğu Eski Belediye Sokak ile Atatürk Caddesi ve İstasyon Caddesi araç trafiğine kapatıldı. Çevre illerden gelen polis ekiplerinin de katılımı ile kent merkezinde önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Sabah saatlerinden itibaren kafileler ile anma programlarına katılmak için gelenler otel önünde birikmeye başladı. Törenler, CHP başta olmak üzere Atütürkçü Düşünce Derneği, Cem Vakfı, Eğitim İş Sendikası, Cumhuriyet Kadınları Derneği ile Cumok'un ortak olarak düzenlediği anma programıyla başladı.

CHP binası önünde toplanan ve aralarında 25 milletvekilinin de bulunduğu 500 kişilik grup ilk olarak kent meydanında bulunan Atatürk Anıtı önüne geldi. Burada anıta çelenk sunulup saygı duruşunda bulunulduktan sonra İstiklal Marşı okundu. Burada konuşan CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, devleti yönetenlerin suskunluğunu bozarak, tarihteki bu kanlı olayla yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Özdemir, “Yaşanan bu vahşetten en çok Sivas halkı zarar görmüştür. Sivas 2 Temmuz ile değil, 4 Eylül ile özdeşleşmiş bir Cumhuriyet kentidir. Başkaca konularda insan haklarından bolca bahsedenler, başta sayın Başbakan olmak üzere bir kere olsun, çıkıp bu katliamı kınadığını, bunun bir insanlık suçu olduğunu, laik Cumhnuriyet'e başkaldırı olduğunu ifade etmelidir” dedi. 

Buradaki programın ardından grup ellerinde taşıdıkları karanfillerle Atatürk Caddesi üzerinden alkış ve sloganlar eşliğinde Madımak Oteli'nin önüne geldi. Burada milletvekilleri, partililer ve destek veren diğer sivil toplum kuruluşları temsilcileri otel önüne karanfil bıraktı. CHP Grup Başkan Vekili ve Ankara Milletvekili Hakkı Süha Okay, 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta bir başkaldırıya tanık olduklarını belirterek, şunları söyledi:

“Burada toplanan kalabalık, ‘Kahrolsun laiklik’, ‘Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak’ sloganları atıyordu. Olayların baş sorumlularından biri olan Cafer Erçakmak bugün hala yakalanabilmiş değil. Bu otelin bulunduğu yerde halen bir et lokantasının bulunmasından dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Madımak mutlaka hoşgörü ve aydınlanma müzesi olmalıdır. Otelin müzeye dönüştürülmesi için gerekli çalışmaları yaptık, kanun teklifleri verdik. CHP olarak bedelini biz ödeyerdek burayı satın almaya çalıştık. ‘Aman sakın satmayın’ dediler. Biz artık 2 Temmuz günlerinin barış, kardeşlik ve sevgi günü olmasını istiyoruz. Bu mücadeeye hep beraber devam edeceğiz ve bu mücadeleden asla dönmeyeceğiz.”  

Daha sonra programa destek veren kuruluşlar adına hazırlanan ortak bildiriyi CHP İl Başkanı Bülent Renda Deniz okudu. Ortak bildiride, “15 yıl önce gerçekleşen katliamın ve bu amaca yönelik hareketlerin bir daha yaşanmaması için devletin ve toplumun tüm güçlerinin, göreken özeni göstermesini diliyoruz” denildi. Partililer daha sonrda otel önünden ayrıldı.

ÇIĞLIK MASKESİ İLE KATILDI

CHP'nin düzenlediği anma programına, hazırladığı bir kuklanın üzerine, ‘Çığlık’ filminde kullanılan maskeyi geçiren ve önüne, ‘Acıları balla yedik, yanan nefeslerle, Sivaslılar sizleri özler, susmayan nefeslerle’ yazılı döviz taşıyan 50 yaşındaki Mustafa Çetinoğlu dikkat çekti.

MUM YAKTILAR

CHP'nin programı öncesinde otel önüne gelmeye başlayanlardan bazılarının mum yakarak otel önüne bıraktığı ve etrafına da kanranfiller koyduğu görüldü. Burada bazı kişiler sert açıklamalarda bulunurken, özellikle Başbakan ve hükümete yönelik tepkilerini dile getirdi. Gruba polis müdahele etmezken; diğer yetkililerin müdahalesi ile gerginlik yaşanması önlendi.

Anma programları, Alevi dernekleri, çeşitli siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilecek olan ikinci programla devam etti.

25 BİN KİŞİ OLAYLARI LANETLEDİ

Sivas'ta 37 kişinin yakılarak öldürüldüğü olayların 15'inci yıldönümü nedeniyle düzenlenen ikinci program, Mevlana Mahallesi üzerinde bulunan Ethembey Parkı önünde başladı. DSP, SHP, EMEP, ÖDP, DTP, KESK, Halkevleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Kültür Derneği, Avrupa Aleviler Birliği Federasyonu ve çeşitli Alevi dernekleri ile çok sayıda sivil toplum örgütü üyelerinin destek verdiği programa, yaklaşık 25 bin kişi katıldı. Park önünde toplanan grup, daha sonra sloganlar eşliğinde Mevlana Caddesi boyunca yürüyerek kent meydanına geldi. Yürüyüşe DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras da katıldı. Olaylarda hayatını kaybedenlerin ailelerinin ellerinde fotoğraflarla en önde yürüdüğü kalabalıktakiler, ‘2 Temmuz'u unutmadık, unutturmayacağız’, ‘Madımak müze olacak’ ve ‘Katiller halka hesap verecek’ yazılı dövizler taşıdı. Sloganlar eşliğinde yürüyen kalabalığın kent meydanına gelmesinden sonra belirlenen bir grup, Atatürk Anıtı önüne gelerek çelenk bırakıp saygı duruşunda bulundu. Daha sonra kalabalık grup Atatürk Caddesi üzerinden Madımak Oteli'nin bulunduğu sokağa kadar yürüdü. Burada otel önüne ilk olarek gelenlerin yakınlarının gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Bazı acılı anneler ise fenalaşarak bayıldı. Bayılanlara olay yerinde ilk müdahaleleri yapıldı.

KEBAPÇININ CAMLARI KIRILDI

Otel altındaki faaliyetini yürüttüğü için son yıllarda özellikle Alevi kesimin tepkisini çeken ve bu tepkilerden uzak kalmak için bugün kapalı tutulan kebapçısı önünde anma programı sırasında gerginlik yaşandı. Anma programlarına gelen kalabalığın içerisinde yer alan kimliği belirlenemeyen bir kişi, dükkanın camlarını tekmeleyerek kırdı, kapısına zarar verdi. Diğer katılımcılar ve polis ekiplerinin müdahalesi ile saldırıyı gerçekleştiren kişi bölgeden uzaklaştırıldı. Otel önünde bir süre süren gerginlik, görevlilerin de müdahalesiyle sakinleştirildi. Otelin giriş kapısının üzerinde yer alan reklam tabelasının üzerine çıkan bir kişi, ‘çığlık’ maskeli kuklayı yerleştirdi. Otelin tabelasınan üzarine ise ‘Madımak müze olacak’ yazılı döviz asıldı.

Kalabalığın fazla olması nedeniyle otel önünde yığılma yaşanmaması için büyük çoğunluk Atatürk Caddesi üzerinde kaldı. Kalabalığa hitaben ilk konuşmayı Sivas 2 Temmuz Anma Komitesi adına KESK Dönem Sözcüsü Önder Doğan yaptı. Doğan, “Katliamın üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen katilleri lanetleyip, katledilenleri anma hoşgörüsü göstermeyenler, şehrimizdeki meslek örgütleri, siyasi partileri kullanarak ticari kaygılarla ve göstermelik anmalarla 2 Temmuz'un içini boşaltmaya çalışıyorlar. 15 yıl önce çığlık ve dumanların yükseldiği Madımak insanlık için ibret olsun diye müzeleştirilmelidir. Cadde ve parklarımıza ölenlerien isimleri verilerek ölümsüzleştirilmelidir. Pir Sultan Abdal Anıtı'nın söküldüğü yere Ozanlar anıtı inşa edilmelidir. Katliamın gerçek sorumluları halka hesap vermelidir” diye konuştu.

2 TEMMUZ EVRENSEL ANMA GÜNÜ OLMALI

Anma programında konuyşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş ise olaylarda hayatını kaybedenlerin, emparyalizme, faşizm ve gericiliğe karşı mücadelede ülkenin aydınlık yüzleri olduğunu belirterek, “Bizler bu katliamın tarihi bir arka planının olduğunu, katliamı gerçekleştiren güçalerin planlı, programlı davrandıklarını biliyoruz. 15 yıl önce gerçekleşen gerici, şeriatçı, faşist katliam devletin ve güvenlik güçlerinin gözetiminde yaşandı. Ne şeriatçı güruhun ‘Allah adına’ can almaya bilenmiş hallerini unuttuk, ne de güya onları engellemekle görevli güvenlik güçlerinin nazik tavırlarını. Ne ozanlar heykelinin Sivas caddelerinde sürüklenişini, ne de yangına 20 dakika kala otel kapısına gelmişken çekip giden Tugay komutanını unuttuk. 15 yıldır Madımak her gün yanmaya devam ediyor. Madımağı yaratan zihniyeti, Madımağın altında kebapçı dükkanı açarak Türkiye’nin aydığınlığına, çağdaşlığına, demokrasi ve laikliğe, kültürlerin kardeşliğine, birardada yaşama kültürü ve çok kültürlülüğe inananları her gün yakıyorlar” dedi. Madımak olaylarının unutulması halinde farklı kimlik ve inançtaki hir insanın can ve mal güvenliğine yönelik tahditlerin artacağını belirten Gümüş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Katilamın 15'inci yılında bağımsız, demokratik ve özgür ve laik bir ülke yaratma mücadalemizde, Madımak Oteli'nin müze yapılması ve 2 Temmuz 1993 gününün uluslarrarası düzeyde kabul gören evrensel bir anma günü olarak kabul edilmesi gerektiğini buradan ilan ediyoruz.”

AİLELER ADINA KONUŞMA

Programda olaylarda hayatını kaybedenlerin aileleri adına, ölenlerden bağlama sanatçısı Hasret Gültekin'in eşi Yeter Gültekin konuşma yaptı. Yeter Gültekin konuşmasında şunları söyledi:

“Biz canlarımızı buraya beyinleri aydınlatsın diye gönderdik. Bugün buraya, kin beslemediğimizi, kanı kanla yıkamak istemediğimizi söylemeye geldik. Sivaslılardan bu toprakları zan altından kurtarmalarını istemeye geldik. Biz et kokusundan bu yanıgın isinden kurtarın memleketinizi demeye geldik. Biz Madımak’ta diri diri yakılan genç kızların kan izleri olan bu binanın duvarılarına yaslanıp, et yeyibelin zavallılara Temmuz’un sıcağı yetmediyse ise bu ışık size yeter demeye geldik. Bu utançtan bizi de kendilerini de kurtarsınlar. Bizim yaşadığımız acıları, başka eşler, analar yaşamasın istiyoruz. Başka acılar yaşanmaması için bu et lokantasını kapatın.”

BAYKAL'A ELEŞTİRİ

Avrupa Aleviler Birliği Feiderasyonu Genel Başkanı Turgut Öker ise kaitliamın gerçek sorumluların sadece o gün ötel önaünde toplananlar değil, ülkeyi yönetenler olduğunu da idida ederek, şöyle konuştu:

“Onlar bunun hesabını vermeden adelet yerini bulmaz. Nasıl daha önce buraya 10-15 kişiyle gelip 10 dakikada ayrıldığımız günler geride kaldı. O gün 8 saat burada kalan gerici faşistlerin yak bunları diyerek eylem yapabilmesine göz yumuldu. O alçaklara karşı içerde kıstırılmış, burada tutsak edilmiş insanlara bugün olduğu gibi el uzatacak bir görüntümüz olmadığı için öldüler. Örgütsüz olmak demek aleviler için her gün yakılmak demektir. Aleviler de kızılbaşlar da bu ülkede artık örgütlü. Kimse bu gücü yok edemez. Burası müze olsada, bundan sonra her 2 Temmuz’da artarak burada olacağız. Yobazın teslim aldığı şehirde bugün bu manzara yaşanıyor. Aleviler kendi davalarına sahip çıkıp örgütlendiler. Bugün demokrasi güçleri burada. DSP’den DTP’ye kader herkes burda. Seçimler geldiğinde alkışladığınız Deniz Baykal nerede? Devlet Solingen’e geldi. 2 Temmuz’da buraya gelmek yerine festivallere gidenler Alevilerin dostu olamaz. Eğer akıllanıp bir çatı altında birleşebilirsek biz buraya müzeyi yaparız.

Daha sonra ise sırayla Alevi- Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız, Yazar Eşber Yağmurdereli, Yazarlar Derneği adına Tevfik Taş, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DTP Meclis Grup Başkanı Emine Ayna, Hacı Bektaşi Kültür Derneği adına Ercan Geçmez, Eğitim- Sen Başkanı Zübeyde Kılıç Öztürk, Emek Partisi adına Levent Tüzel ve ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, kısa birer konuşma yaparak olayları kınadı ve hayatını kaybedenleri andı.

VALİ: KEBAPÇI KALKACAK 

İkinci anma programları öncesinde Sivas Valisi Veysel Dalmaz ve Emniyet Müdürü Yahya Bal, otelin önüne gelerek burada bekleyenlerle bir süre görüştü. Vali Veysel Dalmaz, olayların acısını halen taze olarak hissettiklerini belirterek, “2 Temmuz'un barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini istiyoruz. Acılarınızı paylaşıyoruz. Buradaki kebapçının kaldırılması için çalışmalarımız var ve en kısa zamanda bunu sonuçlandıracağız” diye konuştu.

CHP'nin sabah düzenlediği ilk anma programına geç kalan CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen de İstanbul teşkilatıyla birlikte otel önüne gelerek karanfil bırakıp kısa bir açıklama yaptı. Sevgen, Madımağın müze olması için parti olarak çalıştıklarını söyledi.

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de otelin önüne gelerek kısa bir açıklama yaptı. Sarıgül, “Seçim zamanı geldiğinde Madımak'ı ağzından düşürmeyenler burada yok. ‘Madımak Oteli'ni müze yapacağız’ diyenler burada yok. Hacıbektaş'ta yok, Sosyalist Enternasyonal'de yok. Bugün olmayıp ne zaman olacaksanız? İktidar olduğumda ilk yapacaklarımızın başında Madımak Oteli'ni Barış Müzesi yapmak olacaktır” dedi.

4 İLDEN POLİS DESTEĞİ

Anma programları sırasında her hangi bir taşkınlık yaşanmaması için yaklaşık 1500 polis görev yaptı. Sivas Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin yetersiz kalması nedeni ile Ankara, Kayseri, Ordu ve Malatya illerinden de çevik kuvvet polisleri takviye olarak kente getirildi. Konuşmaların tamamlanmasından sonra kalabalık grup geldiği gibi tekrar Mevlana Caddesi güzergahına doğru yürüdükten sonra olaysız dağıldı.

YANARAK CAN VERDİLER

Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 32 Alevi yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi ve oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.

 

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.

 

2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

 

Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutusturalan perdelerler ve alt kattaki bulunan esyalarla birlikte yakildi otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

 

Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Gene olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.

 

 

Yargılama 

 

Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açıldı,[1] geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.

 

Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını "taraflı, hukuka ve adalete aykırı" olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın "Cumhuriyete, Laikliğe ve Demokrasiye yönelik olduğunu" belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.

 

28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usül noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usül eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.

 

Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapisanede ziyaret etti.

 

Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33'e düştü. Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay'ın 1997'deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır.

 

Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında, tek bir davada, bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk davadır.

 

Hayatını kaybedenler 

 

Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi

Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı

Gülender Akça - 25 yaşında

Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar

Ahmet Alan - 22 yaşında

Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci

Sehergül Ateş - 30 yaşında

Behçet Aysan - 44 yaşında, şair

Erdal Ayrancı - 35 yaşında

Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar

Belkıs Çakır- 18 yaşında

Serpil Canik - 19 yaşında

Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör

Nesimi Çimen - 67 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası

Carina Cuanna - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci

Serkan Doğan - 19 yaşında

Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi

Murat Güneş,Murat Gündüz - 22 yaşında

Gülsüm Karababa -22 yaşında

Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair

Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist

Koray Kaya - 12 yaşında

Menekşe Kaya - 17 yaşında

Handan Metin - 20 yaşında

Sait Metin - 23 yaşında

Huriye Özkan - 22 yaşında

Yeşim Özkan - 20 yaşında

Ahmet Öztürk - 21 yaşında

Ahmet Özyurt - 21 yaşında

Nurcan Şahin - 18 yaşında

Özlem Şahin - 17 yaşında

Asuman Sivri - 16 yaşında

Yasemin Sivri - 19 yaşında

Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı

İnci Türk - 22 yaşında

Kenan Yılmaz - 21 yaşında

2 temmuz 1993 sivas katliami


klasik olacak ama unutmadık unutmayız,gerçi unutmayıp da ne mi yapacağız ? 2 Temmuzlarda yazacağız konuşacağız ,din olayını kafalarda çözemeyen,patlamalı motorlar gibi patlayarak hareket eden toplumlarda bu olaylar son olmaz. #3606522 (deliyazar,

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Kaşlarımız çatılmış seyrediyoruz...

sokaklarda | 01 Temmuz, 2008 13:18

--- nasıl iştir ? Nedir ? Nasıl bir hesaplaşmadır? Bu hesaplaşamalar bizim gibi sıradan dip insanlarını ne kadar ilgilendirir ? Bu üstteki toz duman ortam bizim sokaklardaki alt insanları ne kadar ilgilendir ?

--- beni harbiden Mustafa Balbay abimizin gözaltına alınması kıllandırdı ve öfkelendirdi kardeşim , gerisi için fazla bir şey diyemem,Mustafa abiyi ve Cumhuriyet gazetesini sokaklar her gün alıp okumasa da sever ...Delikanlı adam kendini belli eder ,bunlar adam gibi adam ...

----ayrıca “ulusalcılık “da nasıl suç oldu anlamış değilim ,ne yani “ulusalcı “değilde” işbirlikçi” olmak mı gerekiyor ,yeteri kadar “işbirlikçi” zaten var ve gerçekten süreç tarihi bir kırılmaya doğru gidiyor ,bir kaşımız yukarıda ve çatılmış olanları seyrediyoruz

---- seyirci miyiz ?

---- evet ,

---- nereye kadar ?

---- kapımıza gelmelerine kadar

---- o zaman mı zaman ?

---- o zaman..

---- zaten bizler de en iyi ceza evlerin de örgütlenen cinste insanlarız ,dışarı çıktık mı , aynen arazi,

---- sokak ,

---- arazi...

Deli yazar Özkan ve Kıl Yaşar

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

duyuru

sokaklarda | 30 Haziran, 2008 21:29

duyuru

30/6/2008

"Yazan: seçkin | Tarih: 30/6/2008
Konu: iletişim adresini bulamadım.
senden bir konu hakkında fikir almak istiyorum onpuntodaki sayfamda bir tartışma başlattım. herkes kendi adıyla blogunu yazsın diye.. Uğrayıp fikirlerini bizimle paylaşırsan sevinirim. adres: http://onpunto.com/ShowBlog2.aspx?Web=kalemiminsesi&CId=154883&detay=uzun_soluklu_bir_kampanya&Date=30.06.2008 ..
sevgiyle kal..."
---diye bir yorum aldım

benim görüşüm ;kısaca haklısın ve kısaca bu olaylar böyle ve böyle de kalacak ,ama bu cesati olan ,daha doğrusu g.tü yiyen ,açık olsun , ve ben resmimi bile koydum ,adımı da koydum ,mailim de her türlü olaya açık, yeter ki iletişim olsun ,iletişim yok kardeşim ,bu milllet daha konuşma aşamasından ,okuma aşamasına yeni geçiyor ,derdini yazarak anlatma aşamaına geçince zaten olayın çoğu başarılmış olacak ,,yapacağım somut tanıtım falan olursa  yayınladığım bloglarda , kampanyanı tanıtırım ,kolay gelsin...

Mail adresim : haltcol@yahoo.com.tr ,herkese açık...

diğer" sokaklarda" bloglarına da bu yazyı koyuyorum....

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Öfke baldan tatlıdır ve yararlıdır..

sokaklarda | 30 Haziran, 2008 12:30

Öfke baldan tatlıdır ve yararlıdır..

---her şeyini kaybet ama ... diye başlayan laflar var ya ,işte bu da zorlasak o kalıba girer ,yani her şeyi kaybet ama öfkeni kaybetme ,hani bu sosyal anlamda falan da demiyorum , kendin anlamında da aynen geçerli ve ...

----aslında öfkesi kalmayanların muhalefeti de kalmıyor ,aynen kuzu kapama , öfkesi bitti , kuzulaştı ,aynen çocuğuna hangi hediyeyi alayımda zılgıt yemeyim derdine düşer ,yani ha öfkesini almışsın ha altından tabureyi almışsın !

---- aynen pamuk helva ,

---- ökeli ol be kardeşim ,ama asabi falan anlamında değil ,kontrollü ,dengeli ol ,hani yoksa kafana odunu yer kenara çöker kalırsın,

---- bu nereden çıktı dersen , fark etmez ; aynen biraz hayat dersi verelim dedik deriz...

Deli yazar Özkan ve kıl Yaşar

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Sadece...

sokaklarda | 27 Haziran, 2008 18:16

Sadece...

Sadece...

----okumak sadece okumak ,yazmak sadece yazmak, yürümek sadece yürümek,koşmak sadece koşmak ,gitmek sadece gitmek,

----hep sadece hep sadece

----kenardan bakmak sadece kenardan bakmak,kenarında olmak sadece kenarında olmak...

----kenarda duracaksan sağlam dur ,

----kurcalamak sadece kurcalamak, bozmak sadece bozmak,

----yapma sorunun yoksa bozmak çok kolay ...

--- okumak sadece okumak, yazma diye bir derdin yoksa çok güzeldir ...

----kenarda olamak sadece kenarda olamak ; içine dalmayacaksan çok rahat ...

----yazmak sadece yazmak ;yazılanlar okunmayınca ,yorum da yazılmayınca ,ya salaklık Ya da delilik ,biz buna delilik deyip başka sokağa gidelim...

Deli Yazar Özkan

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Ne kadar derinse dalalım ulan dedi ...

sokaklarda | 25 Haziran, 2008 13:49

Ne kadar derinse dalalım ulan dedi ...


-----Ne kadar derinse dalalım ulan , tamam da diplerde kendinden başka bi sürü adam mı var zannediyorsun , boş ulan boş ,dipler boş zirveler boş ve sessiz ,ama bu sokakta sabahtan beri cırtlak bi kadın sesi kulakları tırnaklıyor, çıktım kim ulan bu çaçoron karı diye bağırdım bi Allahın kulu çıkmadı yarım saat geçti yine başladı , kime zırlıyor ne diyor belli de değil ,sokakta onlarca apartman yüzlerce pencere hangisinde olduğunun sağırlaşmaya başlayan kulağım çözemedi ,

---- boş ver hocam ,niye derinlere dalalım ki ,hayat ne zirvelerde ne de derinlerde hayat sahillerde değil mi

---- tamam doğru ama her şey hayat mı be bilader ,yaşayacağız diye boynumuzu bumeranga çevirdiler be ,artık yaşama iç güdüsü değil yaşama tehdidi veya şantajına döndü bu hıyar tarlası ,Zerdüşt boşuna dağlara vurmamış kendini ,sıradan lavukların ortamları kaçar etti be kardeş ,biz zaten derine dalarız dedik ise tirol yapacak halimiz yok ancak arada bir dalar çıkarız aynen süngerciler gibi, ama uçar mısın zirvelere dersen o zor ,biz uçsak uçsak rakı ile uçarız ,şarap ile uçarız, aynen sabaha sokaklara konarız, ......SUS ULAN ÇAÇOROON ,Ulan ne bu be ,millet iyice salaklaşmış , en iyisi kaçalım kardeş

---- kaçalım..

----- Deli Yazar Özkan

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Ne kadar derinse dalalım ulan dedi ...

sokaklarda | 25 Haziran, 2008 13:37

Ne kadar derinse dalalım ulan dedi ...


-----Ne kadar derinse dalalım ulan , tamam da diplerde kendinden başka bi sürü adam mı var zannediyorsun , boş ulan boş ,dipler boş zirveler boş ve sessiz ,ama bu sokakta sabahtan beri cırtlak bi kadın sesi kulakları tırnaklıyor, çıktım kim ulan bu çaçoron karı diye bağırdım bi Allahın kulu çıkmadı yarım saat geçti yine başladı , kime zırlıyor ne diyor belli de değil ,sokakta onlarca apartman yüzlerce pencere hangisinde olduğunun sağırlaşmaya başlayan kulağım çözemedi ,

---- boş ver hocam ,niye derinlere dalalım ki ,hayat ne zirvelerde ne de derinlerde hayat sahillerde değil mi

---- tamam doğru ama her şey hayat mı be bilader ,yaşayacağız diye boynumuzu bumeranga çevirdiler be ,artık yaşama iç güdüsü değil yaşama tehdidi veya şantajına döndü bu hıyar tarlası ,Zerdüşt boşuna dağlara vurmamış kendini ,sıradan lavukların ortamları kaçar etti be kardeş ,biz zaten derine dalarız dedik ise tirol yapacak halimiz yok ancak arada bir dalar çıkarız aynen süngerciler gibi, ama uçar mısın zirvelere dersen o zor ,biz uçsak uçsak rakı ile uçarız ,şarap ile uçarız, aynen sabaha sokaklara konarız, ......SUS ULAN ÇAÇOROON ,Ulan ne bu be ,millet iyice salaklaşmış , en iyisi kaçalım kardeş

---- kaçalım..

----- Deli Yazar Özkan

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Tuzla 2008"Türkiye :98 Almanya :0 Alıntı;"Birgün gazetesi"

sokaklarda | 25 Haziran, 2008 09:43

Tuzla 2008"Türkiye :98 Almanya :0


Alıntı;"Birgün gazetesi"

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

----sen hiç travma yaşadın mı?

sokaklarda | 24 Haziran, 2008 15:54

----sen hiç travma yaşadın mı?

----açıkça bir şey söyleyeyim benim için travma yaşama “yusuf yusuf “olayıdır ,ve “yusuf yusuf “olmak için şaşırmak da gerekir ,yani olacak olanlardan bihaber olmak gerekir ,biz 12 eylül de bile fazla travma yaşamadık en azından ben ,çünkü olacakları tahmin ediyorduk,faşizmi biliyorduk, işkenceler, baskılar,açlık grevleri bile öyle aşılmayacak travmalar en azından bende yaratmadı , budur dedik geçtik ,öldürmedin o zaman biz de o zaman ölmeyiz dedik ,

---ama yaşayan çok insan oldu ?

--- alayı demeyim ama bazıları bu travma ya da” yusuf yusuf “işine sığındı ,mazaret yaptı ,yemedi gitti, yoksa öyle hamama girerim terlemeden de çıkarım durumu yok , hamama gireceksin terleyeceksin ,kese de atacaklar ama ölmediysen aynen devam ,diyeceksin ,

---”Ataturk devrimleri turklerde travma etkisi yarattı” demiş,

--- devrim olsun da travma yaratsın be abi , onlar devrim görmemiş, diktatör görmemiş, “yusuf olayı”bir de çıkarlarının yok olması olayı onlarda travma yaratmıştır, ne yani ,Arapça yazmadın mı

travma mı oluyorsun, yuh be kardeşim ,seni toplama kamplarına mı attılar ki travma olacaksın ,düşman geldi de ananı ,bacını,karını,sıradan mı geçti de travma olasın ,ne inancına ,ne imanına,ne de ibadetine dokunulmadı, seni ne bu kadar hoplattı anlamadım,

----bayağı travma yaşamış bu arkadaşlar ,ancak yeni kendine gelmişler, ama bu travma ile nasıl iktidar oldular

---- travma arabayı duvara vurma gibi Bir şey mi yani ,yada E 5 'de araba çarpması gibi Bir şey mi , kazalı araba yani

---- darbeli ,yuvarlanmış,takla atmış ,ama yine de iktidar ..

---- ve şimdi akılları başına geliyor ,

---- ee ancak ,o kadar travma kolay değil ,demek ki zaman alıyor iktidarda olduğunu anlamak, yoksa daha Birkaç ay öncesine kadar ,muhalefetteki parti gibi bize baskı yapıyorlar diye Yurt dışında şikayetlerde bulunuyorlardı,

---- ancak,

---- darbeli amcası darbeli ,zamanında babası kafasına çok vurdu ancak anlıyor ,Allah göstermesin!...yeni yeni kendine geliyor...

----aman aman....

Deli Yazar Özkan...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

“Blog nedir” Ya da” blog”sömürüsü ...

sokaklarda | 23 Haziran, 2008 18:22
blogsavar Haziran 23, 2008 18:01

Blog nedir” Ya da” blog”sömürüsü ...


---Bunlar var ya ,”Blog nedir” sorusundan çok ekmek yerler , kendileri Blogger,veya Blogcu, yada Webmaster oldular ya , şimdi bu payeleri yeni kuşlara dağıtacaklar ,üç beş arkadaş kendi çapında tilki olmuşlar , o biçim reklam grupları, tencere, kazan ayakları , milleti yiyip duruyorlar , hep sorarım ,”google 'dan para kazan var mı ?” Ya da kimler para kazanıyor ., sen blog denilen icatlarda yaz , Blog yöneticileri kafalarına göre , bedava yer veriyorlar ya ; o hesap senin övünerek açtığın bir heves yazı yazdığın yerlere bir ton reklamları “at boku” gibi kondururlar , sen de sayfanı bir açarsın ,”arkadaşlık sitelerinin “reklamları yazını istila etmiş ,

---- işte şimdi neden “anti-blog” olduğun anlaşılıyor,

--- bunun dışında , adam bakım yapıyorum diye haftalarca “blogcu” denilen en büyük Türk blog ,sayfasını kapalı tutuyor , ee Millet ona güvenmiş orada Blog açmış , icabında “ticari ağırlıklı site gibi blog “açmış ,ne olacak şimdi ? ,”blogcu”nun keyfine göre bekleyecek ,müşterileri de “ne bu kardeşim günlerdir senin siten kapalı, ne iş dükkanı mı kapadın ?! “diyecek ,ne bilsin Millet Blog nedir ,Bogcu nedir? , adam internet sitesi açtım zannediyor , Millet de öyle zannediyor , Ya da “camcı” Blogu açmış , bir bakıyor altta başka “camcı”nın reklamları , ne ulan bu , ben rakiplerimin reklamını mı yapacağım kardeşim diyor basıyor küfürü” Blogcu”ya,”Bloga”lara,

---- vay be ne ayaklar varmış ?

----bunlar ne daha kim bilir ne tezgahlar var ,biz burada kuzu gibi yazı yazalım ,adamalar aynen cukka....

Blog-Savar; Anti -Blog

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Gece daldım yollara ...

sokaklarda | 23 Haziran, 2008 15:44

Gece daldım yollara ...

Gece daldım yollara ...

boş sokaklarda ,anlamsız sarı ışıklar evlerin pencerelerinden taşmış ve orada kalmış ,

--- ”bağırma ulan” diye bir ses” ne kadar da midesizmişsin ulan sen “ diye cevap buluyor “doğru ulan doğru seninle evlenmemden belli”diye cevap “....

--- “abi” diyor “bi şarap parası ver””al sana 5 lira ,bu kıyağımı da unutma “

--- ”abi be ,iki kişiyiz , bi beşlik daha ver “ “ulan o da başkasından bulsun ,bi kişi buldunuz ya hep ona yapışın”

----yürü ulan dedim deniz kenarına ,kayalara oturur beş kutu birayı yutarım ,

--- ”abe sen de çok kara dalmışsın ,hem derin hem kara “”,ne yapalım yani ,sizin hesap ,her şeye boş mu verelim ? ”

--- ”abe ,biz boş vermeyiz aslında ,ama yapacağımız bir şey yok “”ulan bi gün şarap paralarınızı çocuklara ayırın da okutun onları , yoksa çıpğlak ayak ,baş kabak ,aynen hem yıkarlar hem kovarlar ,çingenelerin hep kaderi sürülmek olmuş ,bi düşünün neden böyle ,tamam içelim güzelleşelim ama , hıyarların eline de oyuncak olmayalım”

---“abe be ben bir tek şey isterim bu devlet bizi adam terine koysun be abe ,askere alırken adamız ,sonra buçuk milletiz ,bizi kaale alsınlar yeter,” “ulan siz dede hıyarlık var, kentsel donusum projesi kapsamında Küçükbakkalköy yıkıldı atıldı ,sonra Suluıkule halldeildi ,aynen Hiçbir olay yok “

---”abem ne yapılım biz böleyiz , çalar oynar ,kederimizi kendi bardağımızdan içeriz,naslısa bu dünya fani ,sultan sülümana bile kalmamış ,size de kalmaz “

---”ne ulan beni karıştırıyorsun ben sana kardeş gibi anlatıyorum” yokbe abem hepimiz çingeneyiz dersiniz şenlikler biter arazi olursunuz , siz ayrı biz ayrı “

-”sen de haklısın kardeş ,sen senin yanına gelen cici entelleri biliyorsun ,biz kendi derimizden sizi göremedik, sıra size gelmeden sıra bize geldi “

sen de kimsin be abe ?”,” 78 ruhu 78 “

Deli yazar Özkan

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

1 2 3 4 5 6 7  Sonraki»